İsmail abinin arılar bir kaç yerde, kimisi ekip biçtiği bahçesinde, kimisini bir yer kiralayıp başka yere koymuş. Evin bahcesindekilerden komşular rahatsız olurlar diye kaldırmış. Nede olsa komşuluk hakkı diye bir şey var. Hak hukuk bilmek ne güzel.
Niyet çok bal yapıp satmak değil, eşe dosta ikram edecek kadar, kendi ihtiyacını karşılayacak kadar bal hasat etmek.
Arıları kovanlarıyla beraber alıp Almanya'ya getirdik. 2 gün sonra yeni kovanlara aktardık. Deniz Yıldırım Abimde geldi yardıma, sanki 50 kovan aktaracağız:)
Dilaver abiye modern arıcılığı öğreteceğiz ya hani:) Tabanlar telli, isterdim ki ahşap kovan kullansın ama köpükten almış kovanları.
Kovanlardan bir tanesinin durumu pekde iç açıcı değil.
Böyle zayıf kovanları ızgara üzerinde güçlü bir kovanın üzerine PARK ediyorsunuz. Yukarıdaki yavruları beslemek için aşağıdaki kovandan genc arılar yukarı çıkıyor. Iki anaarı olduğundan dolayı analar yarışa giriyor ve yavru alanı birden genişliyor. En geç(!) dört hafta sonra üstteki kovan alınmalı. Yoksa analardan bir tanesini kesiyorlar. Bir diğer alternatif kovanları birleştirip bala hazırlamak.
Hollanda enteresan bir ülke. Vergiler çok yüksekmiş. Ama her taraf yemyeşil. Her evin önünde arıların polen ve Nektar ihtiyacını karşılayacak çiçek var. Sanki hepsi arılar için dikilmiş:)
Arılarımı iki gün görmeyince koşarak gittim bahçeye. Durumları çok iyi.
Diyorlar ki arıya o kadar şurup verilir mi? Verilir efendim verilir. Biz baharda teşvik beslemesi yapmıyoruz! Nektar akımı başlamadan biraz önce bu fazla çerçeveleri Ruşetlerde kullanmak üzere kovandan alıyoruz. Kış uzun sürerse yeteri kadar besinleri var. Arı rahat arıcı rahat:) Bu seneki gibi olursa al bölme kovanlarda kullan. Sonbaharda verdiğimiz şurup çöpe gitmiyor, anlayana;)
Bahçeye birde hazır Gül aldım diktim, tuttu gibi:)
Almanyadakiler ballıkları hazırlayın:)))



















































