18 Şubat 2017 Cumartesi

AGT Damızlık Değerleri- Koloni davranışında değişiklik

Merhaba,
Geçtiğimiz günlerde havaların azıcıkta olsa ısınması ile arılar ufaktan bir temizlik uçuşu yaptılar. Kızım Betül'le beraber şöyle göz ucuyla arıları bir kontrol ettik.
Betül arı vızıltısını özlemiş, ses dinliyor 
Naylonda biraz su damlacıkları oluşmuş, taban komple açık olduğu için tabanda birikme olmuyor, su akıp gidiyor
Bu sene varoadan biraz hasar görmüş olsalarda, genel durumdan memnunum
Gündönümünün ardından arılarda hafiften bir yavru faaliyeti başlıyor. Ana arı yumurta atmasına rağmen, arılar hava durumuna göre bu yumurtaları temizliyorlar. Fakat artık gündüzleri 6-10 dereceleri gördük, geceleri eksi altına fazla düşmüyor. Hava arı uçuşuna müsade ettiği anda Fındık'tan polen geliyor, ve bu arıların yavru faaliyetini biraz daha artırmasına sebep oluyor. Mart'tan itibaren yavru alanı iyice genişleyecek, bu sebepten kovanları elle veya bir dijital bavul kantarı ile tartıyorum
Bu sayede damızlık adaylarında kışlık tüketim miktarını tesbit etmiş oluyorum. 

2015 yılı doğumlu damızlık ana arıların değerleri açıklandı. Son 5 yılda test edilen 100bin civarı ana arının ortalama değerlerinin üzerinde bir puan aldılar. 
AGT hattından olan arılarımın genel ortalaması %ile
Bal 106
Sakinlik 114
Petekte duruş 117
Oğul 120
Varoa 104

2017de kullanacak olduğum 5 değişik arı sisteme kaydedildi. Çaprazlamaların çoğunu 2 hatla yapmayı planlıyorum. 

2016 senesinde Kirchhain Enstitüsü için test ettiğim ana arıdan bir miktar ana arı üretmiştim. Ana arının sistemde kaydını sadece ben ve üretici görebildiği için, olur olmaz yorumlar yazanlar olmuştu. Bu anadaki iyi özellikleri farkedip üretimde kullandım, ki bu zaten benim işim, iyiyi kötüyü ayırdedebilmek. Altının değerini elbette sarraf bilecek, bir berber yada fabrika işçisi değil. 1 yaşındaki ana arıdan ana üretmek iddia edildiği gibi ''ayıp'' değil, karalama kampanyası yaparak bir yerlere gelmeye çalışmaktır ayıp olan. Aşağıdaki ana arı bahsi geçen damızlıktır. Kirchhain enstitüsüyle görüştükten sonra,  ana arı dostum Dr. Arif Acara hediye edilecek


Seçtiğim arılarda en önem verdiğim kriter oğul eğilimi. Bu da değerlere yansımış durumda. Bir sonraki nesilde bal ve varoa üzerine çaprazlamalar yapacağım. Aldığım dualarla en kısa zamanda başarılı olacağıma inancım tam.


Şimdi geçelim konumuza
Erkek arılar

Erkek arılar yumurtadan itibaren 36 günde ergenliğe ulaşırlar. Bu uzun süreçte erkekler, işçi arılar tarafından bakıma muhtaçtırlar. Larva iken yeterli beslenme, pupa halinde iyi bir ısıtım, gençken iyi beslenmesi, erkek arıların kalitesini belirler. Mesela sperm miktarı ve sayısı, kraliçeyi havada takip ederken rakiplere üstünlük vs. isçi arıların bakım kalitesine bağlıdır. Erkek arılar 30 dakikalık uçuş süresine, 12 günlük olduktan sonra ulaşırlar. Spermde tam bu sıralar olgunlaşmış olur. Erkeklerin ağırlığı isçilere nazaran 2 mislidir, ortalama 200mg doğarlar ve ağırlıkları ırklara göre farklılık gösterebilir. İlk temizlik uçuşlarını 6-8 günlükken yaparlar ve artık Petek gözlerinden kendileri bal yiyebilirler. 
Bir ana arının 8 erkekle ciftiestigini varsayarsak, bu ana arının kızlarının 8 farklı babaları olur. Yani kolonideki arılar anne tarafından kardeştirler, fakat babaları farklıdır. Bu farklılık her açıdan bir avantajdır. Bu yüzden suni tohumlamada 6 kızkardeş ana arının erkeklerinin kullanılması ısrarla belirtilir. Bende senelerdir izole ana arıları gen havuzunun  genişliğinden dolayı tavsiye ediyorum. 2 nesil tohumlama yapıldıysa, 3. nesilde izolede çiftleştirmek akıllıca bir davranış olur. 
Dönelim konumuza...
 8 erkekle çiftleşen ana arının kovanında dağılım nasıl olur? Normal hesaptan gidersek %12,5luk bir orana ulaşırız. Veya çoğu arıcının varsaydığı gibi, en son erkeğin kızları daha fazla mı olur? Ana arı aldığı spermin %5ini döl kesesine doldurabilir. Gerisini dışarı atar. Bu atım sırasında bir erkeğin spermi büyük miktarda dışarı atılabilir. %5lik miktar bir kaç sene için yeterlidir.  Bir ana arının 3 sene yaşadığı sık rastlanan bir durumdur, nadirde olsa 5 sene yaşayan analar olduğunu bilimadamlarıda arıcılarda gözlemlemiştir. 
Kolonideki dağılım zamana göre değişmektedir. Eski arıcıların söylediği şekilde, en son çiftleşen erkeğin kızları daha fazladır teorisinin biraz doğruluk payı vardır. Ana arı aldığı spermi döl kesesine pompalarken, keseye en yakın olan son spermdir. Fakat isçilerde en fazla babası olan son erkek değildir. Son 4 erkeğin kızları, ilk 4 erkeğin kızlarının 2 katıdır. Son erkeğin kızları 2-5-6dan daha fazla değildir. (R.F.A MORİTZ)
Doğal çiftleşmede durum nasıldır? 
Bana 30km mesafede olan Oberursel Enstitüsünün araştırmasına göre durum pek farklı değil. Çiftleşme uçuşundan dönen 6 adet ana arıdan, çiftleşme nişanı alınmış. Böylelikle son erkeğin genleri tesbit edilmiş. Sadece 1 ana arıda son erkeğin kızları fazla çıkmış. 

1999 yılında P.FRANK yaptığı araştırmaya göre, çiftleşmeden 4 hafta sonra kolonideki baba dağılımı %0 ila%25 arası, 8 hafta sonra %3 ila %21
1 sene sonra ise dağılımın  %6 ila %17 arası değiştiği gözlemlenmiş. 

Bu sonuçlara göre koloninin davranışında seneden seneye değişikler gözlemlenebilir. 

Sağlıcakla kalın 


29 Ocak 2017 Pazar

Ana Arı Üretimi ve İzlediğim Yol

Merhaba,
Kış devam ediyor:)
Geçtiğimiz hafta gündüzleri eksi derecelerde seyretti, geceleri ise fırtına vardı. Bu hafta gündüzleri bol güneşli 1-5 derece arası idi. Arılarımın temizlik uçuşu yapacakları Mart ayına az kaldı. Bu doğa olayını kaçırmamaya gayret ediyorum, çünkü kolonilerin sağlık durumu hakkında bilgi veriyorlar. Baharın gelmesi ile beraber, bizlerde yeni bir heyecan başlayacak, Ana arı üretimine hazırlık...

Ürettiğim analara talep oldukça fazla. Üyesi olduğum Hessen Eyaleti Birliğinin benim bulunduğum bölgesinde adımız fazlaca zikredilmeye başladı. Prof. Dr. Schley'den güzel bir mail aldım. Eski bir talebesinin bu işe bu kadar başarılı bir giriş yapmasından duyduğu memnuniyeti, ve eskisi kadar imkanı olmasa da, bana tam destek verdiğini ve her türlü yardıma hazır olduğunu yazmış. Bende kendisine teşekkürlerimi sundum:)

2017de açık artırmada satılacak ana arılar için davet aldım. Tam tarihi belli değil fakat Haziran'ın 2. haftasında olması muhtemel. Geçtiğimiz yıl Mayıs'ın 3. haftası olduğu için, iptal edilmişti. Çünkü o tarihte Saf anaların hazır olması çok zor. 



Bir çok arıcı kendi ana arısını üretmek çabasında. Almanya'da 166 kovandan sonrası profesyonel arıcı sayılıyor, ve vergilendirmesi normal işletmeler gibi yapılıyor. Bu kurallar eyaletten eyalete değişiyor. Bu işten elle tutulur şekilde gelir elde edenler, kendi ana arılarını kendileri üretirler. Düşünün 100 koloniniz var, dışarıdan ana arı alıyorsunuz veya damızlık alıyorsunuz. Şayet 100 koloninin tamamını almış olduğunuz Saf (Damızlık) ana arıdan üretip analandırırsanız büyük bir riske girmiş olursunuz. Dışarıdan alınan her ana iyi çıkacak diye bir kaide yoktur! Koloni sayısı fazla olan arıcı eğer ki arısını selekte edemiyorsa, yani iyiyi kötüyü ayırt edemiyorsa, zaten arıcılık yapmamalı. Çünkü yaptığı iş, kazanma oranı kaybetmekten yüksekte olsa kumar oynamaktan farksız. Saf analar kendini ispatlamış, gen aktarımı onaylanmış damızlıklardan üretiliyor. Fakat gen aktarımı mükemmel olan bir damızlığın kızlarının %80i istenilen düzeyde çıkıyor. 
Arılığınızdaki verimli arıları hem ana üretiminde, hem erkek arı üretiminde mutlaka kullanın. Kötü huylu arıların erkek arı üretimine müsade etmeyin. 

Mail yolu ile ana arı üretimi konusunda bir çok soru geliyor. Ara sıra garip maillerde alıyorum. Mesela 1200 koloni ile nasıl çalıştığım, veya günlük 300 adet ana arıyı tohumlamanın püf noktaları soruluyor. 
Bu tür şehir efsanelerine mahal vermemek için nasıl çalıştığımı sizlerle paylaşma gereği duydum.


 Çeşitli ana arı üretim modelleri vardır.
-Anasız bir kolonide başlatıp sonra analı koloninin ballığında bitirtmek 
-Anasız kolonide hem başlatıp hem bitirtmek
-Direk analı koloninin ballığında hem başlatmak hem bitirtmek 
vs.

İzleyecek olduğunuz yöntemi şartlarınıza göre kendiniz belirlersiniz. ''Şu yöntem diğerine üstündür'' demek doğru değildir. ''Benim bölgemde, sezonun şu kısmında, benim ihtiyacım kadar ana arıyı şu yöntemle daha kaliteli üretiyorum'' demek daha doğru olur.
Her arıcı (üretici) izlediği yolun daha iyi olduğunu iddia eder, ve arıcılar kendi aralarında tartışır dururlar:)
Oysa olay gayet basit:
BAŞARILI OLAN HAKLIDIR!

Kaliteli bir üretim için seçeceğiniz yöntemi etkileyecek noktalar 

Koloni sayım telaffuz edildiği gibi 1200 değil. Allah korusun:) 
Mühim olan koloni sayısı değil, koloni başına alınan bal miktarıdır. Almanya ortalaması gene anlatıldığı gibi yüksek değildir. Ortalaması 30kg civarıdır. Bizim eyalette 10bin arıcı var ve bunların sadece 15 tanesi geçimini tamamen arıcılıktan sağlamakta. Yani profesyonel arıcı. Bu profesyoneller gezgin arıcılardır ve ortalamaları 60 ila 100kilo arası değişmektedir.



İzole bölge sorumlusu olmamızla beraber üretimimiz arttı. 

-Şu an için 50-60 kolonim var, benim için yeterli, çıkan balı parekende pazarlamak oldukça zor

-Arılı şekilde satışa sunulan suni tohumlamalar 3 veya 6 çerçevelik ruşetlerde tohumlanıyolar. 

-İzole Bölgede çiftleşecek ana arılar için 250ye yakın çiftleşme kutumuz mevcut.

-Senelik üretimim şartlara göre 500-800 arası değişmekte. 

-En özen gerektiren ve sıkıntı çıkartan iş, erkek üretimi. Erkek besleyen kolonileri mayalı ve C vitaminli kek ile besliyoruz. 
Bala çalışacak kolonilere kesinlikle mayalı kek kullanmıyoruz, zira bala karışacak ufak bir miktar balın mayalanmasına (ekşimesine) sebep olabilir.

-Sorumlusu olduğumuz izole bölge Spessart'ta erkek kolonilerinin bakımı, kutu kabulü, kutu kontrolleri ve tahsilatla ben ilgileniyorum.

-Sezon boyunca damızlık adayı olabilecek Saf ana arıların testlerini yapıyorum.

Günlük ortalama çalışma saatlerim. En yoğun gün tohumlama günleri oluyor. Genelde hava kararınca evin yolunu buluyorum:)

Üretim yöntemim sezona ve şartlara göre değişiyor. Piana modelinden (analı koloninin ballığında) oldukça memnun olmama rağmen, üretim zamanına göre dışarıdan gelen nektara göre kalitede farklılık olabiliyor. Bu yüzden anasız kolonide üretimi daha sık kullanıyorum.
Devamlı anasız olan bu koloniye haftalık (Salı) yavrulu çerçeve takviyesi yapıyorum. Ana memelerinin hemen yanındaki çerçevede bir miktar açık yavru da olmasına dikkat ediyorum. Bu hem genç arıların ana memelerine yakın olmasını, hem süt üretiminin artmasını, hemde varoaların ana memeleri yerine bu yavru gözlerini tercih etmesini sağlıyor. 
Gereklilik halinde kek ile besleme yapıyorum.

Salı günleri yavru takviyesi ile beraber kapanan memeleri kafesleyip, 34,5 derece ve %60 neme ayarlanmış inkübatöre alıyorum. Ana arının rengini sıcaklıkla oynayarak açabilir veya karartabilirsiniz.  Vermiş olduğum açık yavrulu çerçevede Perşembe günü ana memelerini bozup yeni larva transferi yapmış olduğum çerçeveyi giriyorum.
Memeleri korumak için Nicot Bigudileri kullanıyorum. Transferden  5-6 gün sonra arısız olarak kafesleyip inkubatöre alıyorum. Ana arılar çıktıklarında beslenebilsinler diye bigudinin alt kısmına çok az kristalize olmuş bal sürüyorum. İnkubatör tartışmaya açık bir konudur. Bazılarına göre sıcaklık ve nem sabit kaldığı için, en kaliteli analar bu şekilde üretilir. Bazıları ise kraliçenin arıların içinde doğmasının çok daha faydalı olduğunu söylerler. Ne demiştik?  
BAŞARILI OLAN HAKLIDIR! :)

Yeni çıkan anaları elimizde yürüterek kontrol ediyoruz. Ayakları ve kanatları sağlam mı? Ana arı sağlıklı mı? Bir sorun yoksa ana arılara ömürleri boyunca (inşaallah:) ) taşıyacakları numaralı apoletlerini (opalith) yapıştırıyoruz. En uygunu suya dayanıklı ahşap tutkalı (Pattex) veya jel halindeki Japon yapıştırıcısı. Ana arıların izole bölgede karışmaması için bu işlem gerekli. Almanya'da arı kuşu vs. görmedim 


Kutuları sıfırdan arılandırıyoruz. Damızlık üretimi için bunu mecburi görüyoruz. Böylelikle peteklerden, çerçevelerden gelebilecek hastalıkları önlemiş oluyoruz. 
Kutu arılandırırken kullandığımız arıların genç olmasına dikkat ediyoruz. Kutu terki yaşamamak için, kullanılan arıların 3te1 tarlacı ve 3te2 genç arılardan oluşması gerekiyor. 

İzole bölgeye giden anaların yavru kapatması beklenmeden yumurta atması yeterli görülüyor. Çünkü yumurta atabileceği alan çok ufak. Bu sebeple aldığınız ana arıların en azından yavruyu kapattığından emin olmalısınız. Fakat ana arının kutudan alınırken yumurta atıyor olmasıda çok önemlidir. Yani yavruyu kapatmış fakat son yumurtayı 5 gün önce atmış. Bu ana arının kesilme riski yüksektir. Çıktığı koloniden yeni kolonisine ne kadar çabuk verilirse, kabul edilme şansı artar. Anaarı 8 haftada gelişimini tam olarak tamamlar. 8 hafta bekletilen analarda risk çok azdır. İzole analar her zaman risklidir. Bunun tek çözümü üreticinin anayı bir ruşete kabul ettirip bolca yumurta attırmasıdır. O riskede her üretici girmediği gibi maliyette artıyor.


Yavru alanı ve diğer durumları kontrol edilen ana arılar 6-10 arası refakatçi arı ile plastik kafeslerde, kimlik kartı ve sağlık raporu ile isteyenlere ulaştırılıyor. 

2017 senesi için Temmuz ve Ağustos aylarında teslim edilmek üzere kontenjanımız vardır. Üretimi Züchtergemeinschaft 2-61 olarak bildiğimiz hatlardan 3 üretici ortak yapacağız. 
Almanya teslimi Saf ana arılar posta dahil 80Avrodur. Diğer ülkelere 20Avro ulaşım bedeli eklenmektedir.

Selam ve Muhabbetle 

15 Ocak 2017 Pazar

Koloni Yönetimi, Telli Kovan Tabanı, Varoa

Selamlar,
Bildiğiniz üzere Almanya'da arıcılık yapmaktayım. Dolayısıyla paylaştığım bazı uygulamalar ve kurallar Almanya'da arıcılık yapanlara veya yapmak isteyenleri bilgilendirme amaçlıdır. Fakat bazı paylaşımlar diğer ülkelerde yaşayan arıcılarında işine yarayacaktır. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var, bizler hobi amaçlı arıcılık yapıyoruz ve izlediğimiz yol bir çok profesyonel arıcının uygulalamalarından tamamen farklıdır. Bu sene profesyonel arıcılık yapanların çoğu gibi tek kat kuluçka ile çalışacağım. Bu yıl format değiştirip, çerçeveleri biraz daha büyük olan Zadant ölçüsüne geçeceğim. Kullanmış olduğum Zander ölçüsü, Langsroth'tan biraz daha küçüktür. Türkiye'de kullanılan Langsroth çerçeveler gene diğer ülkelerdekilerden farklıdır


Alman arıcılık videolarında izlediğiniz yeşil strafor kovanların çerçeveleri DNM ölçüsüdür. Yani ham petek ölçüsü 35x20cm'dir. Bu kovanlara 11 çerçeve sığmaktadır. Genelde yaşlı arıcılar kullanmaktadır. Deutsch Normal olarak geçen bu ölçünün Türkçeye tam çevirisi Alman Normal ölçüsüdür.
DNM çerçeve ölçüsü 


Benim kullandığım Zander çerçeve ölçüsü 
Ham Petek 40x20cm


Langsroth çerçeve ölçüsü 
Ham Petek 42x20cm


Gördüğünüz üzere Türkiye'deki ham Petek ölçüsünden 2cm daha kısa.
Türkiye'de çerçeve aşağıya doğru biraz daha uzundur, ve bana göre bu çok iyi düşünülmüştür. Fakat Ballık yarım olsa çok daha iyi olurdu.

Zadant yani bir nevi Dadant çerçeve ölçüsüne geçerek, bölme tahtasıyla ''Yavru alanına göre sıkıştırılmış kuluçkalık'' ile Dadant Koloni Yönetimini uygulayacağım. Bu tarz koloni yönetiminde arıyı siz yönlendiriyorsunuz ve oğul eğilimini düşürüp bal verimini artırıyorsunuz. Her koloniye aynı muameleyi yapmak verimi düşürüyor fakat arıya vakti olmayan, bir başka işde çalışanlar için her koloniye aynı anda aynı müdaheleyi yapmak daha uygun olabiliyor. 
''Yavru alanına göre sıkıştırılmış kuluçkalık'' sisteminde ise, ana arının kapasitesine göre, koloni gücüne göre hareket ediliyor ve her koloniden bal alınabiliyor. Ayrıca kuluçkalıkta kontrol edilmesi gereken çerçeve sayısı 5 ila 8 arasında olduğu için, çok daha fazla koloniye bakılabiliyor.  Bu kolonilerim bu sene bala yetişmeyecek olsa bile, bu Koloni Yönetimini uygulayan arıcıları ziyaret ederek videolu paylaşımlar yapmaya çalışacağım. 

Gelen sorulardan anladığım kadarı ile Youtube kanalımı ve blog sayfamı takip edenlerin çoğu arıcılığa yeni başlamış veya başlamak isteyenlerden oluşuyor.
Bu sebeple bazı şeyleri tekrar tekrar işlemek faydalı olacak.

Bugünkü konumuza geçelim...
Varoa!


Bu sene damızlık adayı kolonilerden %80i söndü, kimisi Ekim ayında, kimisi Aralık sonunda


Petek gözlerinde varoa dışkısını görmek mümkün 


Koloni gitgide zayıfladığı için, bal olmasına rağmen son kalanlar açlıktan ölmüşler 


Enstitüye gönderdiğim numunelere göre varoa popülasyonu %50nin üzerine çıkmış. Diğer kolonilerde şimdilik nüfus kaybı yok, bakalım kışa girdikleri güçle bahara çıkabilecekler mi? 

Varoa mücadelesinde telli ve çekmeceli tabanlarınızın olması avantajdır. Çekmecelerden koloniyi rahatsız etmeden kovan içi faaliyetler hakkında bilgi edinebiliriz.
Oksalik asit sonrası kontrolde, bu kovanda kapalı yavruların mevcud olduğunu görüyoruz


Bu kolonide ise hiç yavru yok



Aşagidaki kovan tabanı Hasan Hüseyin Duran kardeşime aittir.
Çekmeceli arkadan görünüm 


Musluk takılmış halde

Polen tuzağı



Hasan Hüseyin'in bir kolonisi, telli taban ve kapak altında şeffaf naylon kullanmış 


Türkiye'dekiler ahşap telli tabana geçerken, ben Nicot'tan orjinal plastik taban aldım. Sebebi ise fiyatlarının çok daha uygun olması. 
Çekmeceli ahşap taban 29Avro
Nicot plastik taban 12Avro

Bu tabanların gıdaya uygunluk belgeleri var


Tabanlara 2cm çerçeve yapıp derinliğini yükseltmem gerekecek, gerek var mı derseniz zevk meselesi derim, fakat 4cm olması bence daha uygun




Varoa mücadelesinde kullanılan ilacın ne kadar etki ettiği önemlidir. İlaçlamadan sonra çekmecelere bakarız ve bir sürü ölü varoa görünce başarılı olduk deriz


Oysa ki kovan içerisinde ne kadar varoa kaldığıda çok önemlidir. Bunu öğrenmenin en garantili yolu arı yıkama metodudur

Veya pudra şekeri ile varoa ölçümüdür 



Bu işlemler damızlık kolonilere yapılabilir, fakat bala çalışacak onlarca, yüzlerce koloniye uygulamak mümkün değildir. En kolay yol, ilaçlamadan önce çekmeceleri belli bir süre takmalı ve ortalama günlük düşen varoa miktarına bakılmalı. Varoada bir Canlı ve ölmeye mahkum. Günlük düşen varoa miktarı ile kolonide bulunan varoa miktarı doğru orantılıdır. Bu sayede tam varoa sayısını bilemesekte, kolonideki varoa durumunu aşağı-yukarı tahmin etmek mümkündür. Buna göre Temmuz ayında doğal varoa ölümü günlük 10 adet ise kolonide 1000 varoa olduğundan yola çıkabiliriz. Temmuz sonundan itibaren günlük düşen varoa miktarını 100 ile çarpmanız yeterli. Bu sayede yaptığınız mücadelenin başarılı olup olmadığını da görmüş olursunuz. Bu metod %100 garantili değildir fakat yapılan araştırmalara göre %85 oranında başarılıdır. Yani her 100 koloniden 85inde varoa miktarını hemen hemen tam tahmin etmiş olursunuz.

Şu anda Almanya'da kış ve arılar uçmuyorlar. Hava gündüzleri sıfırın biraz üzerinde, geceleri ise eksi 5-10 arası değişmekte. Çekmeceler takılı değil. Arıların altı tamamen açık. Arılar baharı bekliyorlar. Bu kış aylarında yeni sezona hazırlıkları tamamlayıp eksiklerimizi giderebiliriz. Haftada bir defa arılığa uğrayıp, fırtına, yabani hayvan vs. gibi kovanlara zarar verip vermediğini kontrol edebiliriz. 




Selam ve Saygılarımla 



31 Aralık 2016 Cumartesi

Almanya'da arı sahibi olma fırsatı

Merhabalar,
Tüm dostlarımın ve blog takipçilerimin  yeni yılını tebrik ederim. Umarım 2017 senesi ülkemize ve tüm insanlığa hayırlı olur.

1980li yıllar...
Yer Almanya...
O zamanlar Türkçe televizyon yok. 
Hatırladığım kadarı ile yabancı dillerde yayın yapan bir radyo vardı, akşamları yarım saat Türkçe yayın yapardı. Yabancı dilde yayın yaptığını nereden mi biliyorum? Bizim yayın başlamadan önce açardık radyoyu, beklerdik başında. İspanyolca anlatırdı da anlatırdı radyodaki kadın. Sonra Türkçe yayın başlardı. Memlekette neler olmuş dinlerdik. Yarım saatlik yayın çabuk biterdi. Hadi biz küçüktük, anlamazdık gurbetlikten, bilmezdik vatan hasreti nedir. Fakat büyüklerimiz öyle değildi. İlk gelenler çok sıkıntılar çekmişlerdi. Onlar seneler geçtiği halde hala alışamadılar buralara. ''E geri dönsünler'' demesi kolay, birde onlara sormak lazım. Evlatlar burada, torun torba burada... 

Küçükken okumayı çok severdim, babamın hediyesi olan Ömer Seyfettin'in kitaplarını kısa sürede bitirmiştim. Anlamadığım kelimeleri sorar öğrenirdim. Sağolsun babamda çok güzel izah ederdi. Babam her ne kadar uzun süre öğretmenlik yapamamış olsa da, tam bir eğitmen ve aynı zamanda da çok iyi bir pedagogdur. Torunları belki de bu yüzden dedelerini çok severler. 

Bir kaç senedir Türkiye'deler, Allah başımızdan eksik etmesin!  

1980li yılların sonlarına doğru Almanya Neu-İsenburg'daki Türkiye Gazetesi bürosuna ziyarete gitmiştik. Babam Gazeteye, ben ise Türkiye Çocuk Dergisine abone idim. Gazete sorumlusu Mehmet Oğuz Ağabey bana bir kitap hediye etmişti, Türk Sultanları Ansiklopedisi. O yıllarda Türkçe yayınlar kıymetli. Çünkü insanlarda memlekete olan hasret var, Milliyetçilik duyguları daha da yoğun. Şimdi uçak biletleri vs. daha uygun, canın istedi mi atla uçağa git. Ama işin unutulan bir tarafı var. Çocuklarımız...  Çocuklarımızın bir çoğu Türkçe biliyor, fakat yeterli derecede değil.  Türkçe okuyup yazmak büyük sorun oluşturuyor. Her eve Türkçe yazılı yayın girmeli!
Aksi takdirde ileride çok pişman oluruz. Okumanın en basit yolu günlük Gazete


Belki bir yazı dizisi, belki de Türk Milli takımının Dünya Kupası maçının detayları... Çocuklarımız ya da bize hitap eden bir şeyler illa ki olacaktır içeriğinde. Gelecek nesillerimizin kendi dilimizi konuşabilmesi için mutlaka Türkçe bir şeyler okutalım çocuklarımıza. Kendileri okuyacak yaşta değillerse, siz onlara akşamları 1 sayfa da olsa Türkçe kitap okuyun. 

Malum bloğum arıcılık bloğu, takipçilerim arıcılardan veya arıya merak duyanlardan oluşuyor. 
Almanya'da arıcılığa merak duyanları Arı sahibi yapmak ve aynı zamanda okumayı teşvik etmek için bir fırsat sunalım istedim



Arısı olupta sadece damızlık ihtiyacı olanlarda bu fırsattan istifade edebilirler


Türkiye gazetesine abone olun, sizde arıcılık dünyasına merhaba deyin. 


6 aylık abone olan herkese
40gram arı sütü ve 40€luk ek ödeme karşılığı 1 adet 2017 ana arılı bölme koloni (Ableger) veya 1 adet damızlık Ana arı
12 aylık abone olanlara 40gram arı sütü ve 3 adete kadar tanesi yine 40€dan olmak üzere bölme koloni veya damızlık ana arı veriyoruz. 
Kampanya 15 Şubat'a kadar geçerli olup, koloniler sınırlı sayıdadır. Koloni teslimatları Mayıs-Ağustos aylarında Frankfurt'ta yapılacak, damızlık ana arılar Almanya içerisinde istediğiniz adrese kargo ile canlı şekilde teslim edilecektir. Her türlü teknik destek, sezon boyunca, her haftasonu tarafımca verilecektir.
Abone olarak koloni sahibi veya Damızlık almak isteyenler adellal2010@gmail.com üzerinden bana ulaşabilirler.

Selam ve Muhabbetle 

10 Aralık 2016 Cumartesi

Oksalik asit ile son varoa mücadelesi

Merhaba,
Yeni sezona arıların sağlıklı başlayabilmeleri için yapılacak son bir işimiz kaldı. Oksalik asit...
Ben Almanya'daki kanunlardan dolayı bu asidi sıvı olarak kullanmak zorundayım. Yani %3,5luk oksalik asit damlatma metodunu uyguluyorum. Asit yoğunluğu ve kullanılan miktar ülkeden ülkeye değişiyor. Mesela 
Avusturya'da %3,5 veya 3,8 
İsviçre'de %2,1 veya 3,5
İtalya'da %4,2
Avusturya'da %3,8lik asidin koloni başı 6-8ml kullanılması tavsiye ediliyor. Ve 1 hafta sonra tekrar uygulama yapılabileceği belirtiliyor.
Gelecek sene Almanya'da %5,7lik bir ilacın çıkacağı söyleniyor 
Eczaneden aldığım 1 litrelik bu ilacın fiyatı bu sene 33Avro, ve sadece 2 üreticinin ilaçlarını kullanmamız serbest. Karışımı kendimiz hazırlasak maliyeti 30centi bile bulmuyor. Fakat kanuna göre varoa ile mücadele zorunluluğumuz (Behandlungspflicht) olduğu için, herhangi bir kontrolde ispat edebilmek için faturalı ilacı tercih ediyorum. Her arıcı yazılı olarak (Bestandsbuch) not almak zorunda. Faturaları saklamak yeterli mi bilmiyorum ama, laktik asidi bu listeye yazma zorunluluğu yok. Herhangi bir kontrolde, sadece laktik asit kullanıyorum diyebilirsiniz. AGT üyesi olduğum için bazı kolonilerime ilaçlama yapmayabiliyorum. 
Dönelim oksalik aside...
Oksalik asit yavrusuz dönemde çok etkili olan bir uygulama. Fakat son araştırmalara göre, kışın kovanda bulunan varoaların sadece %5i kapalı yavru gözlerine giriyor. Hava sıcaklığı -2derecenin altında ise yavru olsun veya olmasın, uygulanması tavsiye ediliyor. Salkımın sıkı olması, yavrusuz olmasından daha önemli. 

Damlatma metodunu her koloniye uygulamak tavsiye edilmesede, ben her kovana uyguluyorum. Bugüne kadar oksalik asitten hiç bir kolonim sönmedi. Arılara zarar verdiği kesin, fakat bu arılar genelde miladını doldurmuş arılar. Bu sebepten sıvı uygulama ikinci defa yapılmamalı! Asidin varoa kadar zararlı olmadığıda aşikar. Her arılı çerçeve arasına 5ml damlatarak, arı çok sıkı salkımdayken uygulamayı tercih ediyorum. Bu koloniye 20ml kullandım 
Her ne kadar koloni çok zayıfmış gibi görünsede, istisnasız her koloniye uyguluyorum. Ekim sonunda bu kovanda 7bin arı vardı
6 gün sonra kontrol ettiğimde çekmecede 350 civarı varoa vardı. Halen 7bin arısı olduğunu varsayarsak, varoa miktarı %5e ulaşmış. Yani arıya zarar dahi verse, bu uygulama kaçınılmazdı 

Çift katta kışlayan bir arımıza ise 40ml damlattım
Bu kolonide de 300 civarı varoa döküldü 

Bu sene bazı kolonilere varoa ilaçlaması yapmadım, o yüzden varoa basıncı bu kolonilerde yüksek. 
Formik asit uygulanan kolonilerde varoa miktarı az

Uygulama yapmadığım kolonilerden sönenler oldu. Şimdilik uçuş deliklerini kapattık, müsait bir zamanda petekleri eritilecek. Varoa basıncı fazla olunca, varoaları ballı petek gözlerinde bile görmek mümkün 

Bir diğer damızlık arı sönme noktasına gelmiş
Kalan bir avuç arısıyla ana arıyı MiniPlus çiftleşme kovanına aldık. Kış daha yeni başlıyor, bakalım kışı çıkarabilecek mi?

Senenin son 4 haftası çevredeki ilkokullarda, çocuklara arıcılıkla ilgili bilgiler vereceğim. 
Bu hafta 2. Sınıfa ders verdim. Çocuklar soruları tahtaya hazırlamışlar.
Arıların neden facet gözleri vardır?
Kraliçe nereden gelir?
Arılar uyur mu?
Arıların tuvalet ihtiyacı var mı?
Arılar ne kadar yaşar?
Kraliçe neden ölür?
Kraliçe ölürse ne olur?
Arıların gözkapakları var mı?
Arılar kendilerini temizler mi?
Arılar su içer mi?

1.Sınıftakilerden daha fazla terlettiler beni:) En özel bölüm ise çiftleşme kutusunda götürdüğüm arılar oldu:)
Müsade almadığım için çocukların resmini yayınlamıyorum. 22 kişilik sınıfta tek bir Alman çocuğun olması oldukça enteresan... Almanya doğum oranında Dünyada sondan ikinci diye biliyorum. Kedisini köpeğini bile insandan daha değerli tutan bir milletede bu yakışır zaten. Ne dersiniz, bir gün Almanyayı bir yabancı yönetir mi?